why so serious?

Bildiğimiz dilde konuşmanın bilmediğimiz karşılıklarını alırız,bu yüzden mutsuz oluruz çoğu zaman.
gördüklerimiz ve duyduklarımızın çatışmasını yaşarız.
doğru olanın yanlışmış gibi geldiği dünyalar yanımızda biter.
içimizde kaybolan sesler olur,kelimeler olur.

bi yangın çıkar.
yanan kim ,kurtulan ve kurtaran kim bilemeden, öteki sokaklara gireriz koşarcasına.
kaos bi elimizden tutarken bi kaç sigara içeriz çare gelmez
günler geçer ,aylar geçer,
zaman durmaz durduğun gibi,sustuğun gibi
acının aklına hükmettiği anlarda , inandıklarımızı unuturuz hep
arasına çiçek koyduğumuz defterleri de unuturuz
ve en önemlisi en sevdiğimiz şarkıyı  söylemeyi de unuturuz.
ya vazgeçmezsek söylemekten?
vazgeçmezsek oh ne ala.

hissetmek canım
mırıldanıp da sözlerini hatırlayamadığın bi şarkının sana hatırlatılmasıdır.
sana sunulan sokaklardır,yollardır hissetmek.
ne o yangın yeri ,ne o kaos
 hepsinin birer hiç olduğu andır yeniden hissettiğin an kısacası.
kelimelerini de bulursun birisi  çıkıp sana o şarkıyı hatırlattığında.
denize kıyısı olan sokakları da bulursun.
sarılın şimdi ona ,birlikte söyleyin iyisi mi
yeniden kaybolmadan.

1 yorum:

  1. Farklı bir yazı olmuş, yeni açmış olduğum blog'a beklerim;
    http://gezgiccift.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil